Teknik Makaleler

Yakıt tüketiminde fabrika verileriyle gerçek neden bu kadar farklı?

Dünya üzerinde en yüksek akaryakıt fiyatlarına sahip Türkiye’de özellikle yakıt tüketim değerleri, üreticilerin teknik verilerinde çok çekici görünüyor olsa da bu değerlere ulaşmak hayal gibi bir şey. (İlk 40.000 km ortalamam 6.0 lt/100 km idi ve katalog verisi 5,9 lt/100 km. Çok yaklaşmıştım.)
Aslında doğru koşullarda ulaşılması mümkün olan bu değerler ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir. Mesela, aynı motor ve şanzımana sahip bir araç A.B.D. de Avrupa’dan %15 daha çok tüketim değerine sahip olabiliyor. Bu farklılığın en büyük nedeni test standartları! Avrupa ECE R101 yönetmeliğine göre hesap yaptırıyor. Ancak en son ve en büyük güncelleme 90’lı yıllarda yapılmış bu yönetmelikte. Düşünsenize yirmi yıl önce sahip olunan teknoloji ve trafik şartları nasıldı şimdi nasıl. Yani bu işte bir sorun olduğu gayet aşikâr.
Bu yönetmeliğe göre şehir dışı sürüş parkuru bir laboratuvarda simüle ediliyor. Yaklaşık 25 derece sıcaklıkta, elektrik sistemine yük getirecek klima, multimedia, navigasyon, cam ve koltuk ısıtmalar gibi sistemler kapalı olarak test başlıyor. Bu testte araç 20 saniye çalıştıktan sonra 41 saniyede 70 km/s hıza ulaşıyor, 50 saniye bu hızda kaldıktan sonra 8 saniyede 50 km/s hıza iniliyor ve bu hızda 69 saniye gidilip 13 saniyede tekrar 70 km/s hıza çıkılıyor. Bundan sonra hızını 50 saniye sabit tutan araç 35 saniyede 100 km/s hıza çıkıyor ve bu hızda 30 saniye kalıyor. Sonrasında 120 km/s hıza 20 saniye içinde çıkan araç 10 saniye aynı hızda yol aldıktan sonra 34 saniyede duruyor ve 20 saniye boyunca motor çalışmaya devam ediyor. Toplamda 400 saniye süren test 62.6 km/s ortalamayla yaklaşık 7 km’yi simüle ediyor. Aracın rölantide çalışmaya devam etmesi gerekirken Start/Stop sistemleri serbest bırakılıyor.
Sonuç gerçekle çok alakası olmayan bir ortalama tüketim değeri teknik verilere yazılıyor. Gerçi uzun yol kullanımlarında verilen değerlere ulaşmak nispeten şehir içinden daha kolay gibi duruyor.
Gelelim şehir içine; gerçeklikten çok uzakta bir test parkuru varsayan standartlar, üreticileri bu koşullara uymaya çalışan motor ve şanzıman oranları kullanmaya zorlarken, gerçek hayatta değerler çok farklı oluyor.
Şu an Avrupa’da kullanılan şehir içi yakıt tüketimi standardı 1970 yılında ECE–15 ile başlatıldı. Güncel sürümü ECE R83, R84 ve R101 gibi yönetmeliklerde bulunuyor. Test sırasındaki tur, tahmin edeceğiniz üzere büyük şehirlerin yavaş akan trafiklerini (güya) simüle ediyor. Daha önce de yukarıda değindiğim gibi testler laboratuar ortamında, yaklaşık 25 derece sıcaklıkta ve motora herhangi bir ek yük getirecek tüm sistemler devre dışı iken yapılıyor.
Testin ilk bölümünde soğuk ilk çalıştırmadan sonra 11 saniye bekleyen araç 5 saniyede 15 km/s hıza ulaşıp bu hızda 8 saniye geçirdikten sonra 5 saniyede frenleyerek duruyor. 21 saniye durmuş vaziyette bekleniyor.49. saniyede araç 12 saniyede 32 km/s hıza ulaşıyor ve bu hızda 24 saniye ilerledikten sonra 11 saniyede yeniden duruyor. Gene durarak 21 saniye geçiriliyor. 117. saniyede araç 26 saniyede 50 km/s hıza ulaşıp burada sabit hızda 12 saniye geçiriyor. 8 saniyede yavaşlayarak hızı 35 km/s’e indirip bu hızla 13 saniye yol alıyor ve 12 saniyede duruyor ve 7 saniye bekliyor. 195 saniye süren bu testle teorik olarak 994 metre yol alınıyor. Dört defa aynen tekrarlanan test ile teorik olarak 3976 metre yola ve 18.35 km/s ortalamaya ulaşılmış oluyor ve çıkan sonuç, katalog verilerinde “Şehir içi ortalama yakıt tüketimi” olarak görülüyor.
Rahatlıkla ve kolayca fark edebileceğimiz üzere bu test gerçek yol şartlarında karşılaşılanlardan oldukça farklı. Özellikle hızlanma ve yavaşlama için verilen süreler komik derecede gerçeklikten çok uzak. Ayrıca start/stop gibi sistemler sayesinde bu araçların avantajı böyle testlerde oldukça büyük. Hava sıcaklığının ideal koşullara ayarlanması ve multimedia, farlar ve klima gibi önemli enerji tüketicilerinin kullanılmaması da testlerin güvenilirliğini oldukça azaltıyor.
Sonuç; oldukça alakasız test koşulları ile ulaşılan tüketim değerlerine özellikle şehir içi trafiğinde ulaşmak imkânsız gibi bir şey.
Tüm bunların yanında katalog verilerine en çok yaklaşılabilen hatta tutturulabilen araçların Japon araçları olması ise ayrıca oldukça manidar.

Yorumlar için buraya tıklayınız.

Editör Hakkında

Gültekin Altan