Teknik Makaleler

6 Maddeyle Neden JDM Tutkunuyum?

Kaan Bozkurt
Ekleyen Kaan Bozkurt
Otomobil dünyası son derece çeşitli büyük bir alandır. Herkesin sevebileceği bir araba türü, markası, modeli veya tarzını bulabileceği güzel bir dünyadır. Ben de neden JDM ruhunu sevdiğimi, neden japon arabalarının farklı bir dünya olduğunu anlatayım.

1. Aşırı Mühendislik İçeren Motorlar:
Her otomobil üreten marka, olabildiğince maliyetten kısmak için minimum toleransla parça üretir, en uygun parçayı kullanır. Testlerini yaptırır ancak yine de gözden kaçan bir şey olur ve geri çağırma haberlerini duyarsınız. Günümüz seri üretim araçlarda her markada görülebilecek sıradan bir şey oldu. Japonlarda da görebilirsiniz. Japon araçlarında ise bu hataların olmayacağı tek nokta ise motordur.  Nissan’ın RB26DETT motorundan Toyota’nın 2JZ motoruna, Honda’nın F20C motorundan Mitsubishi’nin 4G63 motoruna kadar birçok Japon mühendisliğinin konuştuğu tabiri caizse kurşun geçirmez dayanıklı ve performanslı motorlar vardır. Güçlü oldukları gibi yüksek devir çevirebilirler, modifiyeye açıktırlar ve kolay kolay bozamazsınız 😀

2. Batıyı “Dayanıklılık” terimiyle tanıştırdılar:
Japonlar avrupa pazarında otomobil satana kadar bir otomobilin düzgün çalışmaması avrupada normal karşılanırdı. Avrupa otomobillerinin hareket eden acayip bir sürü parçaları vardı ve sürekli bozulurlardı. Sonra Japonlar yolculuğunuzu tek seferde sorunsuz tamamlayabileceğiniz ve soğukta rahatça çalışabilen otomobillerle çıkageldiler.
1965’te Daihatsu Compagno, İngiltere’de satılan ilk japon otomobili oldu. Ancak 5 yıl boyunca sadece 6 tane satabilmişlerdi. Herkesin bildiği üzere İngiliz tabanlı Autocar, bu aracı “temelinde iyi yapılmış, ama teknik açıdan gelişmemiş” şeklinde tanımladı. Arabayı küçümseyerek söyledikleri bu söz, her şeyin aksine bir felsefe oldu ve otomobil alacak kişilerin aklında yer edinen bir söz haline geldi. Daihatsu otomobile ile satış anlamında başarısızdı belki ama bu sözlerle Toyota Corolla gibi birçok Japon otomobilinin başarılı olup satılmasını sağladı.
3. Mühendislik >> Lüks
Bu fotoğraf 2015 yılında yenilenerek piyasa sürülen ve sevilen model Nissan Qashqai’ye ait. İçerisi size pek de 2015 yılındaki bir araca aitmiş gibi gelmiyor değil mi? Ama dayanıklılığını ve kalitesini bütün testlerde/incelemelerde, aynı zamanda satış adedi olarak ispatladı… İçerisine oturduğunuzda ise sanki model yılından biraz daha geriymiş gibi hissettiriyor…
Ben bu şekilde basit olmalarını seviyorum. İhtiyacınız olan her şey var ama çok albenili değil. Ama biliyorsunuz ki 10yıl sonra da böyle tek parça sorunsuz çalışacak sizi yolda bırakmayacak. Bu durumu lüks Japon araçlarında, mesela Lexus’ta da hissedebilirsiniz. Hafiften bir beklenilen lüksü vermiyor gibidir. Ama içerisi süslü oyuncaklar ile dolu, albenili güzel bir Avrupa arabası alıp uzun yollarda her türlü zorlukta yolda her şey şekilde kullanmak istediğinizde yukarıda saydığım bütün Japonlara özel şeyleri unutun 🙂 Japon otomobili ise öyle değildir, sizi anlar, hiçbir zaman sizi yolda bırakmamaya ant içmişçesine çalışmaya devam.
4. Her zevke hitan eden çeşitlilik:
Her zaman arkadaşlarınızla arabalar hakkında konuşurken bu tarz tatlı tartışmaları yapmışsınızdır. Bana göre bu kadar çok kitleye hitap edebilen arabaların üretildiği başka yer yoktur. Küçüklüğümde rallilerde Mitsubishi Evo ve Subaru Imprezaların şaşalı kapışmalarını takip ederek büyüdüm, her zaman bir Impreza sürmenin nasıl bir his olduğunu hayal ederdim. Sonra baktım ki Toyota Supralar sürekli modifiye ediliyor, herkes 2JZ efsanesini koşuyordu. Nissan’nın her jenerasyonu ile teknolojik olarak sanat eseri olan Skyline GT-R’ını bilmeyen yoktur. Honda’nın çılgınlar gibi devir çeviren VTI’ları ve atmosferik oldukları halde çıkardıkları güçler… Özetle, herkesin sevebileceği her performansta önden çeker, arkadan itiş, 4 çeker; önden motorlu, ortadan motorlu yani her türden Japon otomobili bulmak mümkündür.
5. Touge “Dağda Geçiş”
Herkesin bildiği üzere Drift, Japonya’nın dağlarında ortaya çıkmış ve motor sporlarında önemli bir yere sahiptir. Zamanında sürücüler kurallardan(yasalardan) kaçarak dağlarda yarıştığı ve virajları daha iyi dönebilmek için buldukları yöntemdir. Günümüzde drifti bilmeyen kalmamıştır 🙂
Bütün dünya düz pistlerde veya tek başlarına tırmanma yarışları yaparken, Japonlar dağlarda kapışmaya, daracık yollarda birbirlerini geçmeye çalışıyorlardı. Touge kelimesi, geçiş/geçmek anlamına geliyor, otomobil dünyasında ise dağda geçiş olarak anılıyor. Dağdan inerken ya tampon tampona başladığınız yarışta önünüzdekini geçecek ya da bitişte en az farkla ulaşacaksınız. Daha az riskli olanı ise zamana karşı yarışılanıdır, aynı dağlık yolu en kısa sürede bitiren kazanır. Driftten farkı da buradadır. Bütün olay hızlı olmak ve geçilmemektedir. Virajlarda vakit kazanmak için drifti kullanabilirsiniz ama drift bir stildir ve puan sistemi ile değerlendirilir, o anda sizi geçmeye çalışan ve zamanın önemi yoktur. Touge ise hızlı, usta olanın kazandığı bir kapışmadır.
6. SkyActiv X
Mühendislik konusunda Japonlar her zaman öndedir demiştim, işte bunun en büyük kanıtı SkyActiv X’tir. Herkesin bildiği üzere Volkswagen’in dizel emisyon skandalı ile değişen ve katılaşan otomobil dünyası yavaş yavaş elektrikli araçlara kaymaya başladı. Çoğu marka yapılacak bir şey olmadığını düşünerek ilk etapta hibrit çözümlere gittiler ve birçok marka elektrikli araç için çalışmalara başladı. Ancak günümüz dünyasında elektrik tüketimini karşılamak kolay değil ve kaynaklar kısıtlı. Mazda işte tam burada elektriğin en kısıtlı imkanlarla üretildiği kıta olan Japonya’dan buna farklı bir bakış açısı getirerek içten yanmalı motorları daha da verimli ve çok daha az kirleten hale getirmek için kolları sıvadı. Mazda’nın, SkyActiv X ile başaracağına eminim.
Bu teknolojinin temeli HCCI methoduna dayanmaktadır. Türkçesi homojen hava yakıt karışımının sıkıştırılarak yakılmasıdır. Bi nevi dizel gibi çalışan benzinli motor diyebiliriz 😀 Dizel motorlarda yakıt olabildiğince yüksek basınçla oldukça yüksek miktarda sıkıştırılmış havanın içine püskürtülerek patlatılır. Benzinde ise yakıt havanın içine normal püskürtülür ve dizel göre oldukça düşük miktarda sıkıştırılarak bujiyle ateşlenir. Benzinlide dizeldeki gibi yüksek sıkıştırmalı sistem yapılmaya çalışıldığında düzensiz yanma, erken kendiliğinden ateşleme ve yüksek ısı ve vuruntu gibi sorunlar çıkmaktadır. Bunları çözmekle tabiki hiçbir marka uğraşmadı. Bizim çekik gözlü arkadaşlar ise her zaman aksi iş yaparak bizleri mutlu etmeyi sever ve bu işe kalkıştılar. Yapılan ilk testlerde motorun standart son teknoloji benzinli motorlara göre %30 daha fazla tork sağlayıp %30 daha az yakması sağlandı. Yani dizel kadar güç üretip dizel gibi yakan benzinli motor olduğunu hayal etsenize, yani 4-5lt yakan ve çok rahat giden bir benzinli araba 🙂 Dizelden farkı ne diyecekseniz, benzinli motorlar dizel gibi yüksek oranda zararlı gaz çıkarmamaktadır. Yani euro normlarını kolayca sağlayacak, daha çevreci ve sürüşleri hala keyifli olacak. SkyActiv X ile %50’ye varan verimlilik elde edilirse çok avantajlı olacaktır. Bir hibrit sistemle verimlerin daha da arttırıldığını düşünün. Elektrikli arabalar verimli olmakla birlikte enerji depolama sıkıntısı, akülerin ağırlığı, tehlikesi, zaman içinde ömürlerini tamamlaması ve her zaman güneş, rüzgar, akarsu gibi doğal kaynaklardan üretilmemesi sebebiyle bazı durumlarda avantajını koruyamamaktadır. Bütün bunları düşününce SkyActiv X’in bence geleceği var 🙂
Her zaman Japon otomobillerini, JDM ruhunu sevmeye devam edeceğim 🙂 Siz de kendinizi öyle görüyor musunuz?

Yorumlar için buraya tıklayınız.

Editör Hakkında

Kaan Bozkurt

Kaan Bozkurt

Özel bir şirkette yazılım mühendisi olarak çalışmaktayım, küçüklüğümde F1 izleyerek başlayan otomobil tutkum şimdilerde ustayla beraber araç altına girip yağ kir pas aldırış etmeden tamir etmeye kadar gitti :)
JDM ruhunu ucundan yakaladığım bir Colt CZ3 sahibiyim.